Ben Kitab-ül Hiyel'i okurken içindeki "debbâde" (tahta, zırhlı, içindeki insanların gücüyle hareket eden ilkel tank)çizimini maket olarak üretmeye karar verdiydim. Umarım tez elden onu da yapacağız netekim.
Debbâde referansı olarak Beyaz Kale de (Ak Kal'â) okuna
Sonunu ilk okuyuşta anlamazsanız yazara gücenmece yok ama
Debbâdenin Muhammed'in Taif kuşatması sırasında da kullanıldığı rivayet olunur:
"Taif kalesi sağlam, halkı ise savaşa kararlıydı. 15 günlük kuşatma sırasında mancınık ve Debbâde" denilen ağaç tanklar gibi ağır âletler kullanıldı. Fakat müminler bir sonuç alamadı."Erinç Özgür38657,4554398148
çok kel alaka olacak ama glenn meade'nin buz kapanını da okuyun, müthiş bir akıcılık var kitapta, sonu ise her sayfasında merak uyandırıyor, elden bıraktırmıyor
3Eremed çok kel alaka olacak ama glenn meade'nin buz kapanını da okuyun, müthiş bir akıcılık var kitapta, sonu ise her sayfasında merak uyandırıyor, elden bıraktırmıyor
O degil de gecen gun baska bir yerde gecen Orham Panuk hikayesi uzerine yazdikalrimi buraya da kopyalayayim.
Orhan Pamuk'u iki kez okumaya calismis ama bi turlu kaptiramamistim. (Yeni Hayat ve Benim Adim Kirmizi)
Cevreden gelen "abi sen okuyan adamsin, oku seveceksin" vs turu baskilara dayanamayarak bu yaz yazlikta kitapsiz kalinca raftan Pamuk'un Sessiz Ev'ini alip okumaya basladim.
Gerisi bir baska grupta yazdiklarimdan kopya:
"Gecen hafta yazlikta gecenin bir vakti kitapsiz kalip, rafta dizili kitaplara burnumu uzattim ve aralarindan Pamuk'un (sanirim ilk romaniymis) Sessiz Ev'i sectim..
Dedim ki bu kadar insan cirpiniyor, artik bir sans vereyim. Eh ne de olsa son okumaya calistigimdan bu yana 10 sene gecmis, herhalde arada yeterli kapasiteye erismisizdir dedim..
Gercekten tum iyiniyetimle okumaya basladim. Yakin tarihten verdigi carpici ornekler, birbirinden farkli uc kardesin, bir yasli kadinin, bir cucenin hayatlarindan kesitler falan pek guzel, laf yok..
Ama biraz da akicilik, biraz da hikayeye sadik kalmak gerek degil mi?
Ozetle 130 sayfa kadar okuyabildigim Sessiz Ev isimli romani okumayi biraktim.
Simdi izninizle kitabin 87inci sayfasindan iki cumleyi buraya alinti yapiyorum ve yorumu sizlere birakiyorum.
"Orada, sezlonglardan uzanan bizim anlamsiz ve ciplak bacaklarimizin ortasinda ve betonun ustunde birakilmis bir saat dusledim: Sirtini ozsuz betona dayamis ve baslangici ve sonu ve ortasi ve derinligi ve yuzeyi bile olmayan bizim sessizligimizin ve kelimelerimizin ve huzunlu ve sacma muzigin arasindan kipirtisiz gunese yuzunu cevirip bakarken o saat akrep ile yelkovanini birbirine karistiriyordu ve artik olcemeyecegini ve bir zamanlar olctugu seyin ne oldugunu unuttugunu ve zamani yitirdigini itiraf etmek zorunda kaliyordu ve boylece saatin dusuncesi de dusuncesinin ne oldugunu anlamaya calisan bir dusuncesizin dusuncesinden farksiz oluyordu."
Bodrum'da bu kitabi okumaktan vazgectigimi etrafimdakilere aciklarken soyledigim seyi tekrarlayayim musaadenizle: "Hayat bunu okumak icin cok kisa"
Sevenlerine tum saygimla, Pamuk'a bir elveda cekiyorum.."