Skip to content
SINCE 2005
THE DIGITAL MEMORY OF SCALE MODELLING

Technique

UYGUN BOYAHANE İMALATI

MSC archive import:

Original content in Turkish.

UYGUN BOYAHANE İMALATI
Emre Efli

Modelcilik hayatına bir pistole edinerek
devam eden her modelci, kokudan rahatsız olarak bir çözüm aramaya başlar.
Bu çözümlerden en uygunu, şartlara uygun bir boyahane üretmek/ürettirmek
ve boya işlemlerini bunun içinde sürdürmektir. Birkaç denemenin ardından
işe yarayan bir boyahane elde etmiş bir modelci olarak paylaşmayı borç bildim.

Sıfırdan başlarsak… Boyahane bizim için nedir? Asıl görevi boşa püskürtülen
boya ve inceltici buharını tahliye ederek, modelciye uygun bir çalışma ortamı
sağlayan bir kutudur. O zaman, seçeceğimiz malzemeler ve boyahane inşaatımızda
bu şartları sağlayacak en basit kutuyu yapma amacıyla yola çıkıyoruz. Malzemeleri
edindiğim yerleri elimden geldiğince İstanbul için belirtmeye çalışacağım.

İlk olarak üretim malzemesiyle başlayalım. Tiner gibi eritme ve tahrip gücü
yüksek kimyasallar kullanacağımıza ve birkaç parçadan oluşan bir şey yapacağımıza
göre, ucuz ve dayanıklı bir malzeme bulmamız şart. Boyahane maceralarımda
Barkın Bayoğlu ile beraber ürettiğimiz ilk boyahanemiz strafordan oluşuyordu(yanlış
da olabilir, binaların dış yüzeylerine yalıtım için kapladıkları naneden
bahsediyorum). Bauhaus gibi yapı marketlerde bulunabiliyor ve ucuz. Dezavantajı,
gevrek bir malzeme olmasıdır. İçine çivi veya vida çakılmaz, parça kesmek
ve şekil vermek oldukça zahmetli bir iştir ve tinere çok maruz kalırsa eriyebilir.
Benim ilk boyahanem bu malzemedendi, bendeki problem Terminatör T-900 modeli
temizlikçimizin boy hedefi haline gelince straforların çatlayıp kırılması
ve tüm aletin çökmesiydi. Bir de straforlar çok tuhaf renklerde olduğundan
estetik kaygısı taşıyorsanız hiç uygun değildir.

İkinci denemede yine ucuz ve bu sefer çivi çakılabilir bir malzeme olan
beşinci elementi kullandım(bildiğimiz TAHTA yani). Bu aşamada marangozluk
hobisi olan bir arkadaşımın çok yardımı dokundu, imkanınız varsa yardım
alın veya biraz pratik yapın derim. Tahta, yanma riski taşısa da, gerek
birleştirmek, gerek temizlik kolaylığı ve gerekse ucuzluğu nedeniyle ideal
malzeme. Bulunma yeri benim için Bauhaus, "kenar bantı" denen malzemeden
edinip kenarları kapatmayı da unutmayın.

Üzerinde çalışacağımız satıhın çok kirleneceğini de göz önünde bulundurarak,
boyahanemizin tabanı için ayrı malzeme kullanmanın daha uygun olacağını
düşündüm. Bu konudaki malzeme fikri Barkın'ın bana ilham vermesi için gösterdiği
bir boyahaneden geldi, mal bildiğimiz CAM. Cam tinerle silinip kolayca temizlenebildiği
ve bıçak,vs ile hasar verilemediği için boyahane bitince tabana kaymaz ayaklarla
oturtup tepesinde boya yapmak için çok ideal. Son olarak, bize bir ışık
kaynağı, kuvvetli bir fan, açma/kapama düğmesi, elektrik kabloları, fiş
ve fan için bir filtre lazım.

Gelelim üretime. Boyahane yapmak için ilk önce fanı koyacak bir yere ihtiyacımız
var. Boyahaneyi bir kutu olarak düşünürsek, tek yüzü zaten açık olacak(orada
biz varız boya yapıyoruz), sağa ve sola da fan koymak akılcı olmaz. Bu durumda
üç seçeneğimiz kalıyor, tavan, taban ve karşı duvar. Akla ilk gelen ve estetik
olarak en iyi duran şekil, fanın tavanda olması. Fakat pratikte böyle değil.
Gerek internette okuduğum makaleler, gerek şahsi tecrübem ve gerek mühendis
(biraz da ukala) arkadaşlarımın görüşleri, tavana fanı koymanın en kötü
çözüm olduğunu gösteriyor. Merak edenler için, açıklaması şu: Biz öne doğru
boya yaptığımızda, fan serbest kalan partikülleri yukarı çekiyor. Fakat,
bu sırada fan yerçekimiyle savaşmak zorunda ve karşısında zaten dolu olan
taban bulunduğu için hava çekişi de nispeten düşük. Bu durumda, boya partiküllerinin
bir kısmı havada kuruyor ve fanın çekiminden kurtulup yerçekimine uyarak
modelin üzerine iniş yapıyor. Bu da kumlanma gibi bir kötü bir etki yaratıyor
modelin üzerinde.

Üç seçenek içinde en iyisi fanı tabana yerleştirmek. Tabana yerleştirilen
fan, çekim gücü olarak karşısında tavan olduğu için yine ideali yakalayamasa
da, yerçekimiyle aynı doğrultuda çalıştığı için bu açığını kapatıyor ve
kumlanma gibi bir riski ortadan kaldırıyor. Fakat, elde üretim için de en
çok teknik zorluk çıkartacak model bu. Ben işi tembelliğe vurarak bu modeli
de geçtim.

Son seçeneğimiz, fanı tam karşımıza koymak. Bu seçenekte, fan tam havayı
ve boyayı ona doğru iten pistolenin karşısında bulunacağı için ideal çekiş
sağlanabiliyor, kumlanma da olmuyor. Fakat artakalanlar etrafa bulaşıp etrafı
tozutacağı için boyahaneyi boş ve temiz tutmak şart. Uygulama kolaylığını
da göz önünde bulundurup bu modeli üretmeye karar verdim ben de.

Üretim için, benim seçtiğim kutu modeli bir dikdörtgenler prizması. Bunun
nedeni, içinde çalışmak, odaya koymak ve ekleme/çıkartma yapmak gerekirse
ayarlamalar için ihtiyacıma uygun olması. Kullandığım ölçüler 70cm(boy)X60cmX60cm(iç
çalışma mekanı), 2şer cm de et kalınlığı var tahta için. Fan arka duvarda
tam ortada duruyor, yuvarlak girişi açabilmek için dremel kullandık. Fanın
hemen önünde aspiratör filtresi var. Ben kullanım rahatlığı için ışığı kaynağını
florasan olarak seçtim ve tavana öne doğru tutturdum, doğru boyutta ince
bir tahta parçasıyla da gizledim. Koyacağım yere uyarlayıp ışık ve fanın
açma/kapama düğmelerini de yine dremelle yer açarak sol tarafa koydum. Elektrik
bağlantısı için kabloları çektik, matkapla kablo geçirmek için delik açtık,
kabloları saklamak kasacağı ve mal tahta olduğu için kablolar açıktan geçiyor.
Bunları bağlarken de ufak bir hata yaptığımız için problem çıktı, elektrikçiye
hallettirdik, size tavsiyem kafanızda soru işaretleri varsa bir elektrikçiye
bağlantıları yaptırmak. Bitmiş hali şöyle bir şey oluyor:

Gelelim detaylara. Florasanın gözünüze gözünüze ışık vermesini engellemek
ve aynı zamanda kapalı tutmak için normal tahta yerine şöyle ince bir parçayla
kapatabilirsiniz:

UYGUN BOYAHANE İMALATI

Bahsi geçen açıktaki eletrik kabloları:

UYGUN BOYAHANE İMALATI

Sol taraftan görünüş, açma kapama
düğmesi:

UYGUN BOYAHANE İMALATI

Gelelim çok önemli bir konuya:
Fan tercihi. Benim deneyimlerime göre, normal kahve veya mutfaklarda kullanılan
fanlar bizim gibi ufak bir alanı bir anda yoğun tiner buharı ve boyayla
dolduranlar için etkisiz. Böyle bir fan kullanımında çok az tahliye ve çekiş
olduğunu, tiner buharının sizinle dalga geçer gibi boyahane dışına yayılarak
ev halkının tepkisini çekeceğini göreceksiniz. Bu durumda ne yapmalı? 2
katı para verilip, 10 kat daha çok iş yapacak "Salyangoz" fan alınmalı.
Salyangoz fanlar, yapıları gereği daha az elektrik tüketir, 2 kat fazla
gürültü yaparlar ama size 10 kat iyi çekiş ve hava akımı sağlarlar. Ben
bunları Tahir Özcivan'ın (Stuka) büyük yardımıyla Karaköy'de Perşembe Pazarı'nda
buldum. Dükkan sahibine derdimi anlatınca yardımcı olarak boyutu ve debisi
bana uygun bir adet buldu. Bunları alırken cüsseleri kadar debilerine de
dikkat etmek lazım, örneğin benim aldığımın 1.5 katı daha büyük görünen
bir alet sadece yarısı kadar debiye sahipti. Daha düşük debi = daha yavaş
akan hava, daha az çekim demek olduğundan, dikkat etmemiz lazım. Tabii fanın
boyutunu abartırsak hem gürültü hem de fazla hava emmesi yüzünden iş yapamaz
hale gelebiliriz. Bu sebeple tavsiyem size yardımcı olmalarını istemek.
Kullandığım fanın tepesine bir soba tamircisinden parça taktırıp soba borusu
takacak kıvama getirttim, böylece yapacak tek iş akerdeon tip bir boru bulup
takıp boya yaparken ucunu camdan dışarıya salmak kaldı. Buyurun salyangoz
fan da şöyle bir şey, tepesinde beyaz bantın hemen altından başlayan şey
soba borusu adaptörü:

UYGUN BOYAHANE İMALATI

Bir önemli hadise de boyahanenin bakımı ve temizliği. Boyahanenin içini
ne kadar çok doldurursanız, o kadar problemle karşılaşırsınız. İçerdeki
ıvır zıvır, öncelikle hemen emilemeyen boya tarafından(veya isabetsiz pistole
atışları yüzünden) boyanır. İkinci olarak da tozlanır. Bu tozlar fanı çalıştırıp
pistoleyle boya attığınızda uçuşup boyanın en ıslak olduğu yerlere konma
eğilimindedir. Üstüne üstlük boyahanenin içinde ıvır zıvır ne kadar çoksa,
hava tahliyesi de o kadar güç olacak demektir. Bu bakımdan iki örnek vereyim.
Bu yanlış bir kullanım:

UYGUN BOYAHANE İMALATI

Arkada görülen yarım yapılmış
BA-20nin üstü toz ve boyayla kaplandı, temizlemesi çok zor. Bütün şişelerin
üstü boya oldu, pistoleyi her fıslatışta bir dolu toz havalanıyordu.

Doğru kullanım. Gördüğünüz gibi gerekmeyen şeyler yok, sadece o an kullanılan
boyalar, incelticiler, fırçalar vs var, havanın geçeceği yol açık (tabii
filtre tıkalı biliyorum değiştirmem gerek). Temizlik konusunda değineceğimiz
toz problemi burada mevcut, kasten silinmeden bırakıldı ki fark görülsün:

UYGUN BOYAHANE İMALATI

Bir tavsiye de, boya işleriniz bittikten sonra tiner veya daha güzeli(ve
güzel kokanı) aseton ile camı silmeniz, böylece cam üstündeki boya tozlarını
ortadan kaldırır, bir sonraki boyanızda sıkıntı yaşamazsınız. Bir iki boyada
zararsız görünen bu tozlar, 10-15 boya sonra namussuzca ortayı batıran ve
toz kaldıran canavarlara dönüşebilirler. Bakınız yukarıdaki "doğru" boyahane
resminde kamyonun sağ üst köşesi.

En basit haliyle bir boyahane bu kadar. Herkese kolay gelsin!

 


Contributors

  • Emre Efli Writer